28.8.11

yer: yemek masası.

kardeş: dur, o bardağı demli koydum ben benim çayım o.
abla: al, koydum senin tarafına.
kardeş: o çatal da benimdi yedim az önce onla ben.
abla: al çatalını da.
kardeşin iç sesi: yerime oturmayaydın iyiydi..

(Ekşisözlük'ten alınmıştır.)

24.8.11

Ödüller hakkında bilinmesi gereken tek şey, Mozart'ın onlardan hiç kazanmamış olduğudur. 

Henry Mitchell
Mesele rujsa önemli olan renk değil, Tanrı'nın, dudaklarınızın bittiği yer konusundaki nihai kararını kabul edebilmektir.

Jerry Seinfield

23.8.11

"erken kaybedenler "


"apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?"
"hangisini?"
"otomatik yanan, sensorlu lamba."
"hayır."
"komşu görmüş, yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece."
önüme baktım.
"neden kırdın?"
cevap yok.
"hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle..."
"kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş?"
"lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? yöneticiye de dedim. lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için."
"beni görünce yanmıyordu baba."
"nasıl ya?"
"görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
"e beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
"hadi ya! sahiden mi?"
"evet. ucuzundan takmışlar. bizimle bir alakası yok."

Emrah Serbes

15.8.11

Ben Böyleyim !


Sevdiğim bir Athena şarkısı... Hayatımda bu sözlerin pusulam olmasını istiyorum.

Ben böyleyim demek kolaydır aslında. Ama 'ben böyleyim' dediğinde aslında insan hep büyük pişmanlıklar duyar...İçinde saklar -incindiğinden belki- ama aklından 'böyle olmasaydım keşke' diye geçirir. Gururundan söyler 'ben böyleyim' diye. Biraz isyan eder bi tavırla. (Genelde bu şunu kavratmak için söylenir çünkü:Beni seveceksen böyle sev!)

Ben de rahatlıkla 'ben böyleyim' demek istiyorum. Ama ne gururdan ne de yüzsüzlüğümden. 

Ne demiş Şems? Hepimiz Yaratanın henüz tamamlamadığı birer sanat eseriyiz. Yavaş yavaş, hata yapa yapa olgunlaşıp eser olma yolunda adımlar atacağız belki de. Kim bilir bizim hata gördüğümüz şey belki de yeni bir kapının anahtarıdır?

Tek istediğim bir olay karşısında sergilediğim davranıştan ötürü bütün bi hayat boyunca düşünüp 'Keşke öyle değil de şöyle yapsaydım.' dememek! 

"...Benim güzel hatalarım var
Bir an bile vazgeçmedim kendi yolumdan..."

(Tek istediğimin bu olmadığını farkettim şu an; kararsızlık konusu var bir de. Aslında bu konuya bağlı kararsızlık konum ama şimdi bahsetmeyeceğim bundan :) )

10.8.11

Beirut - The Rip Tide


Söz konusu Beirut olunca insanların bu yeni albüm için beklentileri çok fazlaydı. Benim de öyleydi ama bi yandan da "Denizden babam çıksa yerim." durumu vardır ya hani, bende de o durum hakim aslında; Beirut ne yapsa dinlerim diyorum hep.

Neyse dinlemeye başladım albümü, ilk şarkı çok hoşuma gitti.(A Candle's Fire) 2:08deki "if i had known, not to carry on that way!" kısmı falan çok şirindi özellikle. Kullanılan aletlerde bir değişim yoktu, her zamanki Beirut enstrümanları.

Sonra dedim ilk şarkı mis gibiydi, haydi rastgele dedim 2.ye geçtik ki benim hayallerim yıkıldı, Santa Fe idi şarkının ismi (zach condon santa fe doğumlu), çok hoşuma gitmişti ismi aslında ama gerçekten hayal kırıklığına uğradım, neden bu kadar nefret ettiğimi gerçekten bilmiyorum ama müziğiydi sanırım beni iten, o sürekli hakim melodiden nefret ettim. Neyse burda nefretimi kustum resmen abarttım ama sevmedim işte.

3. şarkımızın adı East Harlem. Veri veri şirin bi şarkı. Zach Condon bu şarkıyı 17 yaşında yazmış... Çok sevimli adam yahu şu zach! ismi de çok şeker. zaaaaaaaaaaaaaaaaak! :D

Neyse sonra sırada Goshen adlı şarkımız var. "they've gone before, stood by your door all day." derken o sonda 'all day' diyosun ya Zach! O nasıl güzel 'day' demektir sonra -nerdeyse- bütün son kelimeleri o şekilde tonluyosun ya! gerçi ilk cümledeki "rise or fail" kısmı da aynı tonlama :) ama all day daha bi güzel.

5. şarkımız Payne's Bay hüzünlü kemanlarla giriş yapıyor, pek tatlı, Beirut frekansında, şaşmayacağımız bir şarkı. Sanırım kullandığı alet flüleghorn :) Çok tatlı adı yahu!

Ve sonrasında albümde en sevdiğim 3 şarkıdan biri olan, albümle aynı taşıyan şarkı....6. şarkımız: The Rip Tide. (sevdiğim 3 şarkıdan ilki a candle's fire idi) Hüzünlü ve bir o kadar da güzel! Piyano girişi ile başladı. Büyülü bir şarkı olmuş bence.Zach Condon'un bu 'hüzünlü' vokaline de ayrıca bayılıyorum...
"soon the waves and i found the rip tide" ve sonrasında yine o güzeller güzeli melodi! Gerçekten büyülü! Ve trompetli bitiş!

Ardından gelen  tatlı bir Beirut şarkısı daha... Vagabond. "and who knows" deyişini yerler.

8. şarkımız The Peacock. "shake the trees see what falls out of them" Cümlenin şirinliğine bakın lütfen! Ve şarkı sonunda iddialı bir cümle geliyor: "he's the only one who knows the words" ve bunu o kadar çok tekrar ediyor ki kabul ettirmeye çalışır gibi!

Ve ve veeeeeeeee 3. en beğendim, albümün bitiş şarkısı! "Port Of  Call" Ve şu anda ani bi kararla albümün en sevdiğim şarkısı seçtim bunu, evet kesinlikle :) Ukulele ve metalofon güzelliği ile başlayan mis bir şarkı bu şarkı :) Mutlu ediyor resmen...

"and you
you had hope for me now
i danced all around it somehow" nasıl tatlı söylemdir, nasıl tatlı sözlerdir bunlar.

Kendisine hem hüznü, hem de mutluluğu, huzuru yakıştıran yüce insan: Zach Condon! Nasıl puslu, buğulu bir sesin var öyle yahu! Sana olan sevgim bitmeyecek hiç sanırım, şimdiden efsanesin benim için :) Zaten tam adın da Zachary Francis Condon, Fran Healy yani aslen  Francis Healy ile ortak yanınızı gösteriyor buda! Adında Francis olan adamlar sesine hem hüznü hem de mutluluğu hep bu kadar yakıştırıyor mu acaba?

Eğer günün birinde birini çok seversem ona Fran diyeceğim :) Çok değerli bir isim benim için artık. Öyle hemen de vermem kimseye bu ismi. Çok çok değerli! Umarım bu değerli ismi hakedecek biri olur sevgili Franler :) ahahahahhaha iyice çıldırdım şu an ama tatlı bir çıldırma benimkisi, şu an saat 07:07 ve güneş çoktan doğdu! :) Bu da bugünün fotoğrafı :) İddia ediyorum bu gökyüzü benim odamdan bir başka güzel görünüyor! :)
Şu rengi görüpte mutsuz olmak gerçekten imkansız gibi!


Bu arada sonuç şudur ki ben çoğu insanın aksine albümü çok beğendim, sadece 1 şarkı itici geldi, ona da ilk andan itibaren bi gıcıklığım tuttuğu için sanırım.Bir de albüm kapağından pek hoşlanmadım. Ne o öyle oldu mu tatlılarım önceki albüm kapaklarınız sayesinde affettim ama. Neyse.

Özetle Beirut candır...


7.8.11

Mayokinisi ile Jim Carrey


-Bizim hiç çocuğumuz olmadı, dedi pişmanlıkla. 
+Bizim çocuklarımız çalışmalarımızdı.

(Patti Smith ve kızı Jesse Paris Smith, fotoğraf Robert Mapplethorpe)