Anna-Lynne Williams denen hatun beni bu yazıyı yazmaya itti. Aslında kısa bir şey yazıp çıkmayı umuyorum.
Anna-Lynne Williams'ın solisti olduğu Trespassers William'ı dinlerken birden puslu sesleri ne kadar sevdiğimi farkettim. Aslında puslu sesleri sevdiğim kadar puslu sounda sahip grupları da çok seviyorum. Trespassers William da bunlardan biri. Sonra twitter profilime bir tivit attıracaktım ki anlatım bozukluğunun dibine vurduğumun farkına vardım. Ama dünyanın en tatlı anlatım bozukluklarından biri olabilirdi bu: "Puslu kadın sesi"
Puslu bir kadın mı daha güzel yoksa pus sesli bir kadın mı bilemiyorum. Ama oldukça sevdim bu ifadeyi ve 'naif'ten sonra sevdiğim ifadelerden biri oldu 'pus'.
"Sus pus" ikilememiz geldi aklıma bir de beyler bayanlar. Nasıl şirince bir ikileme olduğunun farkına vardım. Sus türkçe bir kelime sanıyorum ve bu ikilemedeki ikinci kelime olan 'pus' anlamsız olarak geçiyor. Ama ben pus kelimesini orada anlamlı olarak almayı tercih ediyorum, Türkçe derslerinde hep böyle muhalifliklerim olurdu zaten :) Ortaya o noktada benim için feci anlamlı bir ikileme çıkıyor. Mutlu oluyorum böyle anlarda.
Puslu bir kadının sus pus adlı şarkısını armağan ediyorum size madem ve gidiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder