19.6.13

31.5.13

The One With The Candy Hearts

Ross: Well, you know the whole getting on with your life thing? Well, do I have to? I mean, well, I'm sitting here with this cute woman... and she's perfectly nice, you know? But there's... That's it. And then I'm here talking to you, and it's easy and it's fun. And I don't have to...

Carol: I know.

19.5.13

"güneş sıcaklığında aşk"


Bazen şarkıları, duyguları -aslında direkt olarak şarkılardaki duyguları kıskandığım oluyor.

"Yok ya, bu adam süsleye püsleye anlatıyordur. Bu kadar yoğun hissetmiş olamaz. Bu kadar sevmiş olamaz." diyorum. Hem hayretten bu tepkim hem de henüz bunu hissetmemiş olmamdan. 

Bazen korkuyorum. Hiç hissedemeyecek olmak korkutuyor beni. 

Bazen de açıkça kıskanıyorum o duyguyu hissedeni. Hissedebilmiş olanı. 

Bazen de inkar ediyorum, kandırıyor bizi diyorum. 

Ya onlar bizi ya da biz kendimizi kandırıyoruz.

Ya da bazen açıkça istiyoruz işte bu sevgiye sahip olmayı. 

Şimdi ben isteme dönemindeyim tam olarak. İnkar etmiyorum, kıskanıyorum, korkuyorum. Bu şarkı da bana bunu hissettiriyor. 

Sevginin azıyla yetinmek bana göre değil. Bu yüzden yalnız ölebilirim diye de korkmuyor değilim. 

Sen sorumlusun! diyebileceğiniz birisi olmalı hayatınızda ama suçlama mahiyetinde değil. İnsan hep kendi yaptıklarından sorumludur ya, birey olmak bunu gerektirir falan filan :) Ama o devreye girince kaybolacak tüm bu birey olma şeysi... 

Rüzgarda uçuşan yapraklara bile yazmak isteyeceğimiz türden bir sevgimiz olur umarım. En azından bir kez aklımızdan geçmeli :)

Teşekkürler Bülentciğim.