24.3.16
22.3.16
"Sevgili Zuhal,
Merhaba! Biz sağsalim Ankara’ya geldik. Az önce geldik. Hemen oturdum, sana mektup yazıyorum. Nedeni: Oktay Rifat için yaptığım çalışmaların müsvettelerini evde unutmuştum. Salondaki kitaplığın üst gözüne, daha doğrusu sağdan üçüncü gözüne koyduğumu hatırlıyorum bunları. Mavi vb. naylon gömlekler ve dosyalar orada bir arada duruyor. Onları hemen al, olduğu gibi büyük bir zarfa koy ve uçakla, taahhütlü olarak bana yolla. Ama hemen yap bunu. Çünkü o kitabı kısa sürede bitirmem gerekiyor. Daha demin geldiğim için sana Ankara’dan verecek bir haberim yok. Memo ne yaptı sabahleyin? Sen raporluydun, o iki gün içinde biraz olsun dinlenebildin mi? Pazar günü annenlere gideceğim. Öbür cumartesi de beraberiz nasılsa. Yıllık izninin ilk onbeş gününün -konuştuğumuz gibi- 15-30 Temmuz arası alman uygundur. O akşamki film gerçekten güzeldi. Bende kaldı. Öyle güzel filmleri, bir de güzel oyunları kaçırmayalım. Tabii Ankara’da ve önümüzdeki sanat mevsiminden sonra.
Kendine iyi bak. Kendine iyi bakacan değil mi? Söz mü? Ben rejime bugün başlıyorum. Çünkü o gömlekte gözüm kaldı.
Gözlerim ise sende ve Memo’da kaldı.
Günler nasıl da geçiyor.
Hayat kısa. Yalnızlık zor.
450 km. uzağa düştüm bugün birden bire.
Ama umut büyük.
Umudum benim.
Kadınım.
Çayı en güzel sen demlersin.
Seni, Memo’yu ve civcivleri (özellikle kara civcivi) öperim.
Bir tren yolculuğu yaparız bir gün.
Sandviç falan yeriz.
İyi günler değil uzakta."
Cemal Süreya
Merhaba! Biz sağsalim Ankara’ya geldik. Az önce geldik. Hemen oturdum, sana mektup yazıyorum. Nedeni: Oktay Rifat için yaptığım çalışmaların müsvettelerini evde unutmuştum. Salondaki kitaplığın üst gözüne, daha doğrusu sağdan üçüncü gözüne koyduğumu hatırlıyorum bunları. Mavi vb. naylon gömlekler ve dosyalar orada bir arada duruyor. Onları hemen al, olduğu gibi büyük bir zarfa koy ve uçakla, taahhütlü olarak bana yolla. Ama hemen yap bunu. Çünkü o kitabı kısa sürede bitirmem gerekiyor. Daha demin geldiğim için sana Ankara’dan verecek bir haberim yok. Memo ne yaptı sabahleyin? Sen raporluydun, o iki gün içinde biraz olsun dinlenebildin mi? Pazar günü annenlere gideceğim. Öbür cumartesi de beraberiz nasılsa. Yıllık izninin ilk onbeş gününün -konuştuğumuz gibi- 15-30 Temmuz arası alman uygundur. O akşamki film gerçekten güzeldi. Bende kaldı. Öyle güzel filmleri, bir de güzel oyunları kaçırmayalım. Tabii Ankara’da ve önümüzdeki sanat mevsiminden sonra.
Kendine iyi bak. Kendine iyi bakacan değil mi? Söz mü? Ben rejime bugün başlıyorum. Çünkü o gömlekte gözüm kaldı.
Gözlerim ise sende ve Memo’da kaldı.
Günler nasıl da geçiyor.
Hayat kısa. Yalnızlık zor.
450 km. uzağa düştüm bugün birden bire.
Ama umut büyük.
Umudum benim.
Kadınım.
Çayı en güzel sen demlersin.
Seni, Memo’yu ve civcivleri (özellikle kara civcivi) öperim.
Bir tren yolculuğu yaparız bir gün.
Sandviç falan yeriz.
İyi günler değil uzakta."
Cemal Süreya
16.3.16
8.3.16
6.3.16
tehlikeli ataylar.
"Sevgili Bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda, ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla. Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslına bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, bu satırı da neden yazdım? diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum."
29.1.16
12.1.16
Son zamanlarda izlediğim filmler vol.12
Bienvenue chez les Ch'tis (2008)
Big Hero 6 (2014)
Blow (2001)
Boyhood (2014)
Fury (2014)
Gone Girl (2014)
Hauru no ugoku shiro (2004)
I Love You Phillip Morris (2009)
Inside Out (2015)
Interstellar (2014)
John Wick (2014)
Le hérisson (2009)
O Kadın (2007)
Prisoners (2013)
Run Lola Run (1998)
The Grand Budapest Hotel (2014)
The Hateful Eight (2015)
The Imitation Game (2014)
The Judge (2014)
The One I Love (2014)
The Secret Life of Walter Mitty (2013)
The Theory of Everything (2014)
WALL·E (2008)
Whiplash (2014)
Ying xiong (2002)
4.12.15
Poyraz Karayel kimdir?
-Çocukluğundan başlayalım Poyraz abi. Nasıl bir çocukluk geçirdin?
-Valla ben bir çocukluk geçirmedim İsa, çocukluğum bana geçirdi.
-Poyraz, çocuğa ne söylüyorsun öyle?
-Neyse hadi yaz yaz. İstanbul'da doğdum. Çocukluğum masallardaki kadar güzeldi. Sonra ben 8 yaşındayeken annem öldü. Annem öldü. Ben büyüdüm... E haliyle tabii,, annem öldükten sonra çok acı çektim. Hatta o kadar acı çektim ki bu çocuğun çektiği acı artık yeter deyip beni ilkokuldan ortaokula aldılar. E sonrasını biliyorsunuz artık. Babam, kardeşimle beni dayımlara bıraktı, ondan sonra da terk etti gitti işte.
-Nasıl terk etti?
-E anlattık ya oğlum.
-Hiçbir şey anlamadım valla. Bir baba, evlatlarını nasıl terk eder ya? Hiç mi sevmedi sizi evladım?
-Albayım, sevmek dediğin şey ne kadar zor bir iş sen biliyor musun? Okullarda bunun dersi var mı? Yok! Yani insan fotosentezi öğreteceğine bence öyle şeyleri öğretmesi lazım. Mesela bak, ilan-ı aşk üzerine bir kürsü var mı? Yok! Ya da ne bileyim. Aşk ve Sevgi Meslek Yüksekokulu niye yok ben anlamadım yani. Ya hadi, hiçbirini yapmadın, en azından bir kurs aç ya, kurs! Ama yok, o da yok.
-Eee Poyraz abi, sonrasını anlat.
-Sonrası basit. Ondan sonra başarısız bir hayatım oldu. Ben başarısızlık konusunda çizgimi asla bozmadım.
-Ya ama öyle demeyin Poyraz Bey ya. Sizin altın gibi bir kalbiniz var. Ben biliyorum.
-Ben altın gibi bir kalp istemiyorum Emel Hanım. Ben kötü biri olayım ama mutlu biri olayım istiyorum. Ben tutunmak istiyorum. Bir şeylerin ucundan yakalamak istiyorum.
-Poyraz, kalkalım mı artık?
-Yaa, ben bir parça sevgi istedim ya. Çok mu şey istedim? Gayrı safi milli sevgiden payıma düşeni istedim. Çok mu şey istedim? Benim hakkımı neden vermiyorlar Albayım? Anayasayı ihlal ediyorsunuz. Ne diyor anayasa? Poyraz'ı sevelim ama koparmayalım. Söylesene Albayım! Sen ne biçim emekli albaysın ya?! Hiç mi darbe yapmadın hayatında?
3.9.15
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























