3.9.15
11.6.15
14.5.15
Gidemem.
bazen daha fazladır her şey
bi eşikten atlar insan
yüzüne bakmak istemez yaşamın
o kadar azalmıştır anlam
o zaman hemen git radyoyu aç bi şarkı tut
ya da bi kitap oku mutlaka iyi geliyor
ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor
ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
ayrılıktan kaçılmıyor
hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
ömür imtihanla geçiyor
ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir
bi şiirden, bi sözden, bi melodiden, bi filmden
geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor
Hayat sen gidemesen de, senden gidenlerle dolu. Sen gidemezsin; onlar sana acımadan, senden aldıklarıyla giderler. Sen kimseden gidemedikçe biraz daha eksilirsin. Bunca kısacık ömürde senden nasıl vazgeçtiklerini görürsün, kalbin acır. Gel dersin, gelir belki. Ama sonra yine gider, defalarca gider. Her defasında acısı artar ama elbet bir eşik noktası vardır o acının. Bir yerden sonra bilirsin; gelse de, gidecek... Günün, anın tadını çıkarırsın belki. Var mıdır bunun bir sonu? Kimi aşık olduğu kadına/adama belki, kimi defalarca hata yapan babasına, kimi de en yakın dostuna karşı böyle zaaf silsileleriyle doludur. Hata da yapsa, üzse de sizi kapınıza geldiğinde o kapının yüzüne kapanmayacağını bilen insanlar vardır mutlaka hayatınızda. Yoksa şayet, inanın olması mı daha iyidir yoksa olmaması mı bilemiyorum. O yüzden hayırlısı demek lazım. Ama kalp kırıklığı bazen iyi olabiliyor. İşte Sezen'in dediği gibi...
Mutlu sanatçı yoktur. Ne kadar acı o kadar yaratma gücü. benim öyle dertlerim yok derseniz bilemem tabii. Ama her insanda biraz sanatçı ruhu olması fena olmazdı bence. :)
Üstesinden gelemeyeceğiniz acı yok, Üstesinden gelemediğinizde oracıkta öldürür zaten sizi. Bir şiirden, bir melodiden geçirin acılarınızı. yanınıza kar kalsın. Ve umarım sizin kendisinden gidemediğiniz insanlar da bir gün size varırlar...
4.4.15
11.3.15
7.1.15
Herkes İçin Sanat
Ülkemizde sanatla alakalı bariz bir sorunumuz var: Sanatla ilgilenmek bir elitlik göstergesi.Bu algı öyle yanlış bir şeye yol açmış ki; çoğu Avrupa ülkesinden daha az alım gücüne sahip olmamıza rağmen konser biletlerimiz bile daha pahalı! Sanat ticaret alanına dönüşmüş tamamiyle.Bir kısır döngü gibi birbirini besleyen düşünceler... Klasik müzik dinlemek müthiş bir ayrıcalık gibi gösterilir, resim sergisine gitmek bir statü gibi görülür. Bu düşünceleri besleyen olay da bu etkinliklerin genellikle pahalı olması.
Venezüela'da Jose Antonio Abreu isimli bir müzisyen tarafından El Sistema isimli orkestra ve koro tam da bu noktada sanatın zenginlere ait bir olgu olarak görülmesine karşı çıkarak icraata başlıyor. Devlet ve özel sektör destekli bu oluşum 3-30 yaş arası bireylere klasik müzik alanında orkestral ve koral -birlikte müzik yapma deneyimi sunuyor.
El Sistema'nın en önemli olayı ise toplumda değişim yaratma amacı. Tamamen ücretsiz -enstrümanlar, kıyafetler bu oluşum tarafından sağlanıyor- ve girişte herhangi bir sınav yok. Bireyler yaşlara göre gruplandırılır, yetenek ve isteklerine göre eğitim görür. Topluluk zamanla büyüdükçe uluslararası yayılma amacı da gütmüşler, onlarca ülkeye de yayılmışlar. Ülkemizde de icraatta bulunmak için çalışmaları var.
El Sistema'nın en büyük başarısı gençleri sokaklardaki tehlikelerden uzak tutup, sosyalleşmelerini sağlamak. Aslında oluşumun güzellikleri saymakla bitmez. Koro ve orkestra demek birbiriyle uyum içinde olmayı öğrenmiş, başarıları ve zorlukları birlikte tadan bir topluluk demektir. Bu aslında halk olmanın da koşulu bir nevi.
El Sistema müzikal anlamda mükemmeli yakalama derdinde değildir. Ne kadar çok bireye müzik yapma fırsatı verilirse o derece mükemmel olunur. Asıl amaç budur.
Bu oluşum Venezüla çocuklarını sanatın bir dalıyla tanıştırıp, insan olmanın gereklerini bu oluşumla belki de daha kolay kavratmış ve o çocuklara bir şeyler üretmenin o muhteşem hazzını tekrar tekrar tattırmıştır. İnanıyorum ki bu oluşum sayesinde toplumda bir çok çarpıklığın önüne geçilmiştir.
İnternet ortamında izlediğinizde rahatlıkla gözlemleyebileceğiniz çok büyük konserler vermişler ve çoğu alım gücü iyi olmayan o anne-babaları çocuklarıyla gurur duyuran, delicesine alkışlatan, göz dolduran anlar da mevcut. Klasik müziğe, sanata farklı olan bakış açılarını iyi yönde de değiştiren bir oluşum El Sistema.
Temennim ise bizim ülkemizde de var olup, özellikle durumu iyi olmayan ailelere ulaşıp, çocuklarıyla gurur duymalarını sağlamaları. Belki de bunun en zararsız, en güzel ve en kolay yolu!
Sanatı sanat için icra ederken, topluma yararlı olmak imkansız değil...
Venezüela'da Jose Antonio Abreu isimli bir müzisyen tarafından El Sistema isimli orkestra ve koro tam da bu noktada sanatın zenginlere ait bir olgu olarak görülmesine karşı çıkarak icraata başlıyor. Devlet ve özel sektör destekli bu oluşum 3-30 yaş arası bireylere klasik müzik alanında orkestral ve koral -birlikte müzik yapma deneyimi sunuyor.
El Sistema'nın en önemli olayı ise toplumda değişim yaratma amacı. Tamamen ücretsiz -enstrümanlar, kıyafetler bu oluşum tarafından sağlanıyor- ve girişte herhangi bir sınav yok. Bireyler yaşlara göre gruplandırılır, yetenek ve isteklerine göre eğitim görür. Topluluk zamanla büyüdükçe uluslararası yayılma amacı da gütmüşler, onlarca ülkeye de yayılmışlar. Ülkemizde de icraatta bulunmak için çalışmaları var.
El Sistema'nın en büyük başarısı gençleri sokaklardaki tehlikelerden uzak tutup, sosyalleşmelerini sağlamak. Aslında oluşumun güzellikleri saymakla bitmez. Koro ve orkestra demek birbiriyle uyum içinde olmayı öğrenmiş, başarıları ve zorlukları birlikte tadan bir topluluk demektir. Bu aslında halk olmanın da koşulu bir nevi.
El Sistema müzikal anlamda mükemmeli yakalama derdinde değildir. Ne kadar çok bireye müzik yapma fırsatı verilirse o derece mükemmel olunur. Asıl amaç budur.
Bu oluşum Venezüla çocuklarını sanatın bir dalıyla tanıştırıp, insan olmanın gereklerini bu oluşumla belki de daha kolay kavratmış ve o çocuklara bir şeyler üretmenin o muhteşem hazzını tekrar tekrar tattırmıştır. İnanıyorum ki bu oluşum sayesinde toplumda bir çok çarpıklığın önüne geçilmiştir.
İnternet ortamında izlediğinizde rahatlıkla gözlemleyebileceğiniz çok büyük konserler vermişler ve çoğu alım gücü iyi olmayan o anne-babaları çocuklarıyla gurur duyuran, delicesine alkışlatan, göz dolduran anlar da mevcut. Klasik müziğe, sanata farklı olan bakış açılarını iyi yönde de değiştiren bir oluşum El Sistema.
Temennim ise bizim ülkemizde de var olup, özellikle durumu iyi olmayan ailelere ulaşıp, çocuklarıyla gurur duymalarını sağlamaları. Belki de bunun en zararsız, en güzel ve en kolay yolu!
Sanatı sanat için icra ederken, topluma yararlı olmak imkansız değil...
25.12.14
Son zamanlarda izlediğim filmler vol.11
About Time (2013) http://www.imdb.com/title/tt2194499/
Amadeus (1984) http://www.imdb.com/title/tt0086879/
Barton Fink (1991) http://www.imdb.com/title/tt0101410/
Being John Malkovich (1999) http://www.imdb.com/title/tt0120601/
Bi Küçük Eylül Meselesi (2014) http://www.imdb.com/title/tt3142872/
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku (2014) http://www.imdb.com/title/tt4178986/
Maleficent (2014) http://www.imdb.com/title/tt1587310/
Milk (2008) http://www.imdb.com/title/tt1013753/
My Girl (1991) http://www.imdb.com/title/tt0102492/
No se Aceptan Devoluciones (2013) http://www.imdb.com/title/tt2378281/
Perfect Sense (2011) http://www.imdb.com/title/tt1439572/
Sadece Sen (2014) http://www.imdb.com/title/tt3477480/
Sideways (2004) http://www.imdb.com/title/tt0375063/
The Fault in Our Stars (2014) http://www.imdb.com/title/tt2582846/
Tonari no Totoro (1988) http://www.imdb.com/title/tt0096283/
9.12.14
18.10.14
Defolun Gidin
Siz, sıradan kelimelerden geçenler!
İsimlerinizi toplayın ve defolun!
Saatlerinizi zamanımızdan çekin ve defolun!
İstediğinizi alın!
Denizin maviliğinden ve hatıraların kumundan
Alın ve defolun!
Burada mazi bizim
Burada varoluşun sesi bizim
Ve hayatın sesi bizim
Şimdi ve gelecek bizim
Dünyamız ve ahiretimiz burada bizim!
Defolun karamızdan, denizimizden, havamızdan
Buğdayımızdan, tuzumuzdan, yaramızdan
Her şeyden
Defolun!
Ey sıradan kelimelerden geçenler!
Hatıralarımızın hatırasından çekin ve gidin!
Mahmud Derviş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














