19.11.13

"İstanbul'un manzarası çok güzel ama Ankara'da hep binalar var, gel şöyle manzaraya bakarak oturalım bir iki bir şeyler içelim diyemiyorsun. O yüzden hep insanların gözlerinin içine bakmak zorundasın. Ben en iyi arkadaşlarımı Ankara'da edindim."

Emrah Serbes

The Way We Were


Şu mevsimle hiç bağdaşmıyor ama yine de paylaşmadan edemedim. İçinizi ısıtsın, mutlu etsin diye. Buyrun efendim :)

15.11.13

Günday: AZ

Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflardan ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az. O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum. Az… Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi…

9.11.13

Before Midnight



Rahatsız edici film. Gerçekliği, insanın bir şeyleri kabul etmek istememesi -rahatsız etme nedeni.

Serinin diğer filmleri gibi bu da sıcak mevsim filmi. Yaz mevsimine tapan biri olarak da -sırf ağustos böceği sesi duyduğum için bile mutlu olabilirim- bu ayrıntı beni sevindiriyor.

--- spoiler ---

"Evet, mesela yakın geleceğin seksi Bunu uydurmuyorum ama genital bölgene bir şeyler takmaktan ibaret olacak -afedersin- Ve istediğin her kişiyle sanal seks yapabileceksin. Bütün tercihlerine göre programlayabileceksin. Tam istediğin şeyi yazabileceksin Marilyn Monroe'nun kulağına fısıldamasını..."


-sen bir yazarsın. Bilgisayarlar 'Savaş ve Barış'tan daha iyi bir kitap yazabilecek konuma gelince ne hissedeceksin?
+O asla olmaz.
*Bence burdaki asıl soru 'ne zaman olacak' büyükbaba.

celine'in aptal sarışın taklidi çok iyiydi. aptal ama seksi.

-Peki ya büyükannem? O senin ruh ikizin miydi?
+Biraz dokunaklı gelebilir ama büyükannenin daha aklı başındaydı. Kendi kendine baktı ve bana da öyle yapmamı söyledi. Ortada buluşabileceğimiz çok konu vardı Ama belli oluyor ki karım şu an burada değil. Biz asla tek bir kişi olmadık, hep ikiydik, biz öyle tercih ediyorduk Ama günün sonunda Mühim olan başka bir insanın sana olan sevgisi değil, hayata olan sevgi.

Şu olay benim tam olarak özümsemek istediğim şeydir işte. Hayata olan sevgi en önemlisi kesinlikle. Ve birey olabildiğin an, sevdiğin insan da yanında olur zaten. Çok basitleştirdim belki ama önemli olan da hayatı zorlaştırmamak zaten. Basit yaşayabilsek mis olurdu her şey.

-Çoğu kadın hayatta hiçbir şey başaramıyor. Onlar hakkında bir şey duymaya başladığım zaman, 50'lerinde oluyorlar. Çünkü o yaşlardan önce farkına varılmaları çok zor. 30 yıl boyunca ya çabalamışlar ya çocuk büyütmüşler ya da eve tıkılıp kalmışlar, en sonuna ne istediklerini bulana kadar. Aslında biliyor musun? Özgür sayılırız. Kendimizi Martin Luther King'le kıyaslayarak geçirmek zorunda kalmıyoruz. Ghandi... Tolstoy
+Peki ya Joan of Arc? Yani o daha genç bir kızdı ve Fransa'yı kurtardı.
-Kim Joan of Arc olmak ister? Fransa'yı unut. Kazığa bağlanıp yakıldı ve bakireydi! Tamam mı? Hiç de özenmiyorum. Ne büyük başarı ama! (bkz: kadınlardan büyük dehalar çıkmaması)

Tapınak içinde celine'in hali komikti. Türklerle alakalı yere değinmeyeceğim bile :)

Celine'in tepkileri aslında bana çok da bencilce gelmedi. bu annelik meselesi çok acayip bir şey. Biyolojik olarak bile çok daha fazla sorumlulukları var. Baba öyle değil. Tüm sorun da burdan başlıyor aslında. Erkek dengeleyici rol oynamazsa her şey altüst oluyor.

Ama tabii burda biraz Celine'in başa kakma durumu var. Jesse aslında çok basit bir adam. Celine zorlaştırıyor bazı şeyleri. Kadınlar olarak böyle bir durum var cidden sanırım. Erkekler o kadar basit düşünüyor, o kadar basit cümleler kuruyor ki hayrete düşüyoruz ve demek istedikleri bu olamaz deyip başka şeylere yormaya başlıyoruz. Şanslılarsa eğer- bu düşüncelerimizi dile getiriyoruz. Ama dile getirmemeye başladığımız an zaten o ilişkiden vazgeçtiğimiz-yorulduğumuz an oluyor. O yüzden konuşan kadından korkmayın bence.

"Bir kere saldırıya uğrayacaktım. Adamın bana saldırmamasının tek nedeni çok acınası görünmem olmuştu. 35 olmanın tek iyi yanı da o kadar çok tecavüze uğramıyorsun."

-Bir keresinde kızları trambolinde zıplarken hatırlıyorum. Çok güzel görünüyorlardı. Mutluydum çünkü onlar mutluydu. Birisinde hula-hop'lardan vardı, atlama ipinden. Ama sonra diğeri de onu istedi ve kavga etmeye başladılar. Ve birden, her şeyin farkına vardım. O kıskançlık ve bencillik. Bu insanın doğasında var
diye düşündüğümü hatırlıyorum. Her zaman birazcık doyumsuz ve devamlı memnuniyetsiz. Yani Bize bak. İşte biz, Eden Bahçesi'ndeyiz. Ve kavga etmeyi bırakamıyoruz.
+İnsan doğasının bir tane hali olduğunu sanmıyorum. Bence çoğul. Yani eğer kızları izlerken sen böyle düşünüyorsan demek ki depresyondasın.
-Tamam. Belki öyleyim.
+Ben onları kavga ederken görünce birilerinin onların önüne geçmesine ya da istediklerini almasına izin vermeyecek güzel bir enerji görüyorum. Kavga etmeleri hoşuma gidiyor. Onlar için umutlanıyorum.
-Çünkü sen siniri pozitif bir duygu olarak görüyorsun da ondan.

Burda Celine gibi düşünüyorum. Aslında bu diyaloğun devamı da önemli. Allahım muhteşem diyaloglar var bu filmde ve hepsini kopyalamak da istemiyorum.

Celine'in "Artık seni sevdiğimi düşünmüyorum." sözü çok ağırdı lan. Çok korktum orda. Ne olur böyle bitmesin diye yalvardım içimden resmen.

Jesse'nin oyunu ilk etapta işe yaramaz gibi dursa da -hatta dalga geçer gibi de algılanabilir- bence çoğu zaman işe yarar bir oyun. Yaradı da zaten.

Saygı duyma meselesini hep çok önemsemişimdir. Çok kolay gibi durur ama o kadar sene birlikte olduğun insana karşı o çizgiyi hiç kaybetmemek çok zor bir durum olsa gerek.

Ve malum replik.
"Senin bir sürü saçmalığına katlandım ve beni eğer sürekli geri gelecek bir köpek olarak görüyorsan
orada yanılıyorsun. Ama gerçek aşk istiyorsan, işte burada. Bu gerçek hayat. Mükemmel değil. Ama gerçek. Ve eğer göremiyorsan, körsün."

Ve sonunda celine yine aptal sarışın moduna döner, ışıklar söner, film biter.

--- spoiler ---

Serinin en iyi filmi diyebilirim belki. Ama yeniden izlemem gerek önceki filmleri. Diyalogları ile beni doyuran film. Daha ne olsun.