11.4.13

Macaroni

Me and You and Everyone We Know filminde sevdiğim, hoşuma giden yerleri paylaşmak istedim sizinle. Böyle şeyler yapmak bir yandan da işime geliyor -benim için özel olan filmleri unutmamamı sağlıyor bu yazı işi. O açıdan güzel ve keyifli. Filmin hikayesi Miranda July'e ait. Yönetmenliği ve başrolü de kendisi üstlenmiş. Pek de güzel olmuş, çok tatlı hem yüzü hem de fikirleri. Aradığım bir film tarzıdır bu kesinlikle. Detaylar beni mutlu eder her zaman. O açıdan beni oldukça doyuran bir film oldu. Bundan sonrasında spoiler yersiniz, izlememiş olanlar okumaya devam etmemeli :) Ama izleyip sonra buraya uğrayabilirsiniz elbette :) İyi seyirler dilerim size şimdiden efendim.

----- spoiler -

if you really love me,then let's make a vow...
right here, together... right now.
- okay?
- okay.
all right.
repeat after me-
i'm gonna be free.
i'm gonna be free.
and i'm gonna be brave.
i'm gonna be brave.
good.
and the next one is-
i'm gonna live each day
as if it were my last.
oh, that's good.
you like that? yeah. say it.
i'm gonna live each day
as if it were my last.
fantastically.
fantastically.
courageously.
courageously.
with grace.
with grace.
and in the dark of the night,
and it does get dark...
when i call a name-
when i call a name.
it'll be your name.
what's your name?
never mind.
let's go. say it.
let's go. everywhere.
everywhere. even though-
even though-
we're scared.
we're scared.
'cause it's life-
it's life.
and it's happening.
it's really, really happening...
right now.

"You think you deserve that pain but you don't."

"I'll say. You should get some. Your whole life could be better. Just starting right now." sözü filmdeki anahtar gibidir aslında. Ayakkabılar çok özel bir imge olmuştur burda.

Balıklı sahne... Gecenin köründe izlemiştim ben bu filmi. Uyuyakalırım belki diye korkmuştum hatta. Bu sahne ile gülümsedim ilk defa ve uyku falan kayboldu. O kadar tatlılardı ki... Böyle insanların varlığı bile mutlu ediyor insanı. Bu kısımdaki müzik de çok tatlıydı. Gerçi filmin genelinde müzikler çok güzeldi gerçekten.

"I just wish I had met her 50 years sooner. But then maybe I needed 70 years of life to be ready for a woman like Ellen." filmin en sevdiğim repliklerinden biri kesinlikle.

Efsane replik için ise: Say, "You poop into my butt hole and I poop into your butt hole... back and forth... forever."

-Yeah, the "Ice Land" sign is halfway. It's the halfway point.
+Ice Land is - It's kind of like that point in a relationship, you know, where you suddenly realize it's not going to last forever. You know, you can see the end in sight. Tyrone Street.
-Yeah, but we're not even there yet. We're still at the good part. We're not even sick of each other yet.
+I'm not sick of you at all.

Richard, Christine arabasına gelip bindiğinde haklı bir tepki verdi. " Like a man in a book who the woman in the book meets." İnsanların bu şekilde tanışması beni hep tedirgin eder. Bayılırım bu tanışma hikayelerine ama hiçbir zaman başaramayacağım sanırım bu tarz bir tanışmayı. Güven meselesi elbette sıkıntı olan.

"We have a whole life to live together you fucker, but it can't start until you call." İnsanın buna inandığında zaman kaybetmek istememesi çok doğal ama tabi, üstteki yazdıklarımı tenzih ederek söylüyorum.

Bu sahneden sonra Christine'in ayakkabılara me ve you yazıp, birbirlerinden kaçmalarını temsil eden ayak hareketleri film tarihinin efsane sahnelerinden olmalı bence :) Çok güzeldi, çok şirindi.



      Christine'in araba camından...



                                                              "I'm just passing the time..."

Şu replikten sonraki güneş sahnesi, Robby'nin parayı vurmadığında güneşin durması oldukça güzel bir sahneydi gerçekten. Çocukları seviniz, onlar güzel düşüncelere sahip yaratıklar :)

----- spoiler -


7.4.13

Cemal Süreya esinlenmecesi

uzaklardaydın, 
oracıkta.

bir bu,
bir 
öbür kıtada.

keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

"unutma
hakiki erkek,
yüzlerce erkekten meydana gelir. 
zaten bir zaman sonra,
yüzlerce erkeğin sana verdiğini, 
bir erkekten beklemeyecek kadar 
olgunlaşmış olacaksın sen de... 

bir kadının aradığı o bir tek erkek, 
her zaman için hayali bir varlıktır. 
hiç olmamıştır... 
her erkekte, 
aradığın erkeğin yalnızca bir parçasını bulursun. 
gerçek bir kadın için, gerçek bir erkek, allah gibidir.. 
her yerdedir ve hiçbir yerdedir. 
aşk da budur zaten! 
başka bir şey değil. 

aramaktan vazgeç demiyorum, 
bulmaktan vazgeç..."


murathan mungan

8tracks Mixlerim

http://8tracks.com/laroccala/feeling-great

http://8tracks.com/laroccala/seize-the-day

http://8tracks.com/laroccala/late-night-sadness

http://8tracks.com/laroccala/notr

http://8tracks.com/laroccala/baby-i-m-yours

http://8tracks.com/laroccala/relax-study-sleep

http://8tracks.com/laroccala/let-s-get-happy

http://8tracks.com/laroccala/latin

http://8tracks.com/laroccala/hydrophilic

http://8tracks.com/laroccala/nameless

6.4.13

Son zamanlarda izlediğim filmler vol.3

Şu aralar çok fazla film izleyemediğimi fark ettim. Californication'a başladığımdan olsa gerek... Ama ara verip, biraz film izlemeyi düşünüyorum eğer yapabilirsem... 

Bu arada 6. His'si yeni izledim, evet ve o meşhur sonunu duymadan kendimi bu yaşa kadar okuttum, büyüttüm. Nasıl başardım ben de bilmiyorum. 




The Sixth Sense (1999)


The Perks of Being a Wallflower (2012)


The Proposal (2009)


Serendipity (2001)


The Silence of the Lambs (1991)


The Game (1997)


The Number 23 (2007)


Beni Unutma (2011)

Definitely, Maybe (2008)


The Painted Veil (2006)


Limitless (2011)


Stay (2005)


Half Nelson (2006)


Bridget Jones: The Edge of Reason (2004)

America's Sweethearts (2001)


French Kiss (1995)

Bridget Jones's Diary (2001)